Kar yağarken başımı gökyüzüne kaldırdığımda bayılacak gibi oluyorum. Nefes alamadığımı düşünüp telaşa kapılıyorum. “Yok öyle bir şey” diyor. “Sadece” ile başlayan bir şey söyleyecek birazdan. Benim gözlerimden bakarsanız sakalını görürsünüz. Onun gözlerinden bakarsanız yokolurum. Ama ısrarla başımı tutup “Sonsuzluğu hayal etmeye çalışıyorsun ya, zamansız, sürekli bir boşluk, hani düzlemsiz bir genişlik, sonra istikrarlı bir dinginlik. Bak işte muhtemelen bunun gibi bir şey.” diyecek. Nefes alamadığımı söyleyeceğim, “Yok öyle bir şey” diyecek. Sonra şubat mart ve nisan işte.