Oldukça sakin bir sabah, evde de kimse yok. Garip bir şekilde Tanrı buradaymış gibi hissediyorum. Dün sahafta “Bu rafta bir kitap beni çağırıyor, ama bir türlü gözgöze gelemiyoruz.” diyen de bendim. Kendi sözcüklerimde gerçeklik payı aramayalı baya oluyor. O yüzden içten ya da art niyetli herhangi bir tebessümde kasti olarak susuyorum. Dün, bir kitap beni falan çağırmıyordu. Kitaplar cansızdır ve enerjileri yoktur. Sustuktan sonra içimden söylediğim kısım bu. Tebessümün sahibi adam elime bir kitap tutuşturup adımı sorduktan hemen sonra karda dört saat yürüdüm. Tüm somut gerçeklik de bu.