Eminim cebinde kuş tüyleri vardı. Uçamayan yaratıklarla boğuşurken savrulurdu etrafa. Üzülüyorum, aynı zevki vermiyor artık seyretmek. Birkaç kelime var, dokunaklı bir şeyler. Ama vazgeçiyorum. Yine gidiyorum kısa saçlı kadının dizlerine bağlıyorum kollarımı. Şarap, sigara, etil alkol, çamaşır suyu, şelaleler nereye akıyor bu kafayla. Karanlık çökmüştü. Arabayı beklerken avucuma üflüyordum. Kucağımda çarklar dönüyor. Adını istemiyorum. Hala istemiyorum. Bedenimde dokunulmadık bir yer olduğunu keşfettirip, günler, geri dönen, duyu organları, galada kafası karışık, eteği kırışık, bir beni, bir de şu yeni yetmeyi yanyana görürlerse diye, ışıkları da söndürmüştüm ama vardı, bir yerde, bir aralık vardı.